Arşivde Neler Var







ANILARIM BOMBOS!
"Bu hayat bana yakışmadı,lütfen baştan alalım..."

Bekledigim Hayat bu degildi... T.Y

.

29 Temmuz 2015 Çarşamba

Bay Bayan Problem

Sanırım 19 yaşındaydım, yani evet 19 yaşındaydım ama ne mallıklar yaptıysam bir süre aralıksız yazmaya karar verdim. Taki lanet olası kaynanamla tanıştığım güne kadar. Hikayem neredeyse, kısmen yarı yarıya platonik denebilir bi aşkın peşinden çıktığım yolda tökezlemekten aldığım kararların arkasında durmayı başaramadığım ve "Aman Allahmmm ayağımı çok pis burktum galiba" diye destek almaya çalışırcasına tutunduğum adama aşık olmamla başlamıştı. Yalnızlık zor tabii bi yerde... şimdi ne değişti diye sormazsınız belki ama ben artık anlatmak istiyorum. Sonuçta sığınacağım omuzunda dert yanıp ağlayabileceğim kimsem yok. Manyak adam ilk iş olarak telefonumu bile kendinden başka kimseyle görüşemeyim diye elimden almıştı. 5 yıldır hala bir telefon sahibi bile olamadığımı düşünürsek tahmin edin bu adam benden neleri götürdü. Neyse dert yanacağım birileri yok diye onu suçlayacak değilim. Zaten azda olsa görüştüğüm hatta gerçek olduğunu düşündüğüm ufak tefek arkadaşlıklarımdan başka kimsem olmadı bu hayatta. Büyük bir kayıp yaşamadığımdan mıdır nedir "olsun en azından hayatımda biri var bundan sonra hiç yalnız kalmayacağım"diye avuttum durdum kendimi. Alkolik bi adamın alkolü bırakıp sonunda çocuklarına sahip çıkıp, iyi bi baba olacak umuduyla çaresiz bi kadının beklemesi gibi bekledim. En azından bitmek bilmez bir aşk vardı aramızda. Galiba sevişmeyi bile kanlı seviyorduk biz.Önce ağız burun dağıtıp sonra yatakta döne döne öperek pansuman yapmaktan bahsediyorum. Ah ne romantik....

  İşler sarpa sardıkça kendimi sorgulamaya başladım, nerede hata yapıyorum diye kendimi sorgulamaktan geçmişe, en geçmişe taaa çocukluğumu kağıtlara anlatırken buldum kendimi. Psikologların çocukluğunuza inelim diye zırvalamaları hep bundanmış yani. İster istemez biz hep o dünyada yaşamaya devam ediyoruz. Ama ben yazdıkça hatayı tam olarak nerede yaptığımı bir türlü bulamadım. O kadar çok yanlış içinde nasıl bi sonuca ulaşa bilirim ki? Yemin ederim ahmaklığıma doyamadım. Bi insan bu kadar saf salakken bu kadar tökezleyebilir mi? Şaşırdım bi çılgınlık yaptım yaş 23 olur olmaz son yanlışımı da anlattıklarımı malum bi yayın evine göndereyim diyerek yaptım. önceki gün tarih 27.07 gösterdiğinde (benim lanetlendiğim gün) fark ettim ki bir sene olmuş belli ki beğenilmemiş. Ulan vicdansızlar bari olmaz cık mık deseydiniz ya, neyse... Yayın evi sahibini tanımasam da öyle çok seviyorum ki kızamıyorum da, onu izlerken işittiğim her söz mantıklı geliyor bana. 


   Birde şu var blog olayı. şimdiye yazma kararımı verebilseydim belki bi yerlere gelirdim. Düşününce büyük ihtimal gelemezdim de. Allahım tembeli yaratmış da beni niye yarattı bilmiyorum. Liseye yazıldıktan kısa bi süre sonra babam "benim dangalak kızım muhasebe okuyacakmış" diye koştur koştur bilgisayar alıp gelmişti. Heee tabii oldum olası rakamları görünce bile başı dönen ayılıp bayılıp bi çarpım tablosunu bile ezbere bilmeyen, markette para üstünü dahi eksik aldığı halde hiç fark etmeyen ben muhasebe okuyacaktı. İnanmadı tabii de devir bilgisayar devri olunca umut etmiş. kariyer yapacağımda hayatımı kurtaracağım. ne bilsin para para değil, aşk aşk aşk dediğimi. bilgisayarın sadece oyun oynamak için icat edilmediğini ilk dönem hazırlıklık bittikten sonra okulu terk edince anladım ben. insanlar MSN kurbanı olurken ben harbi blog kurbanı olmuştum bir süre sonra. Blog yazarak tanınıp paralı hesaplarda kendini kaybeden Tılsım. Sessiz sedasız gidince nasıl güzel dolandırıldığımı kimse anlamamıştı. Sonra bazı şeylerin üstesinden gelmiş olsam da, değil tek satır bir şeyler yazmak o ayılıp bayıldığım hippi kılıklı heriflerin hakkında en ufak duyum bile paylaşmak istemiyordum artık. üstünden yıllar geçti ancak ben daha bugün tembellik etmeyip paylaşmak değilde sadece yazmak istedim.

Myspace, facebook, twitter, instagram her birini herkes gibi tek tek elden geçirdim yazdım yazdım sildim.ama hiç bir zaman devamlılığımı koruyamadım. Daha düne kadar instagram da paylaştığım fotoların altına yazdığım uzun uzun açıklamalarla yetinirken dandik tabletimin kırılması sonucu ondan da oldum. Nasıl kırdığıma deyinmeden geçeyim, artık patlayacak bi bomba gibi olduğumdan mıdır nedirönce kendime bi düzenek hazırladım. rahat edebileceğim bi mekan, bi köşe eski bi bilgisayar ama artık temizlenmiş, yazmaya hazır konumda. En son önceki yıl kocanın on ay askerlik yapmasıyla benim kahrımı çekmişti. Sonrasında eşim döndüğünde her şey daha iyi olacaktı çünkü öyle inandım. Boşanmak isterken bana bunu o inandırdı. Normalde gelince hemen boşanacaktım, bekleyemedim sanmasın. ihanet ettiğimi düşünmesin dedim bekledim. Amacım sadece bana yaptıklarının bedelini ödetmekti, sevmediğimden değil yani.Şimdi neden benden vazgeçemediğini düşünüyorum da saçma geliyor. Orada gıdım gıdım para biriktirip bana o tableti alması bile. Sonra yaz demesi, hani hep yazmak istiyormuşum ya. Birde çocuk istedi, yıllarca ben çocuğumuz olsun derken canavara dönüşen adam çocuk çocuk diye sayıklıyordu.Ama ben artık böyle bir adamdan çocuğum olsun istemiyordum. Kazayla filan olmamış iyi ki diye şükrederken, istemediğimi artık her defasında söyledim durdum."Seninle uğraştığım yetmiyor birde çocuğunla uğraşacağım öyle mi? derken içten içe istemiyor değildim ama olmamasının sebebi de hep ben oldum. yapılan testler vs, hiç bi sorun gözükmese de sorumlusu benim o değil yani. Eski moda kavgalarımız bi yana, hala düzen kurmak için çaba göstermediğini bilgimden kaynaklanan bi öfke oldu tüm sıkıntımız. Bir kız çocuğu 5 senelik evliliğinde hala babasının sırtından inmiyorsa müthiş bir güven duyar. Birde eziklik. Örnek seçilen hayatlar karşısında sinir bozan bir koca ve harika bir baba. Yaşadıklarım karşısında bana olan tutumundan özellikle son yıllarda sorumluluktan kaçtığını biliyordum da, bu kadarını ben bile tahmin etmiyordum. Varını yoğunu emeklerini sabrını ne varsa askerden gelir gelmez sıfır düzenle dükkanına adayan adam, beklentisini karşılamadı diye bir kaç ayda ondan da vazgeçti. Yetmedi nefes almak istiyorum diyerek on gün gezdiği dağ başından çıktı geldi. Hamileyim dedim sadece baktı. Zoraki gittiğim hastanede doktorun 9 haftalık dediği tanıda bile sadece baktı. Düşününce tuhaf, hiç bir zaman böyle hayal etmemiştim o anı. Tamam babalar geç algılar çocuğunun varlığını derler ama o kararını vermiş bile. Avrupaya gidecekmiş sıkılmış buralardan ve herkesten. O sırf bana inat çok çok sevdiği ailesini bile bırakıp gidecekmiş.Utanmadan gözleri dola dola söyledi bunları "Seni sevmiyor değilim sakın öyle sanma. Kararımı verdim boşanma davasını açacağım, seni arkamdan sürüklemek istemiyorum. Çocuğu da aldır, vazgeç ondan. Biliyorum bakamazsın, zor olur böyle...." Şimdi damat katili olmasını istemediğim için çok şeyi gizlediğim babam arıyor, merak etmiş canım bugün bir şey istemiş mi gelirken getireyim diye.... Baba yüreği işte, bakalım bu durumdan ne zaman haberi olacak....