Arşivde Neler Var







ANILARIM BOMBOS!
"Bu hayat bana yakışmadı,lütfen baştan alalım..."

Bekledigim Hayat bu degildi... T.Y

.

7.09.2017

Şimdi cezaevinde


  15 yıldır tanıdığım 7 yıldır da çalışma ve özel hayatımız sebebiyle görüşemediğimiz bir bayan arkadaşım anlatıyor. Çalıştığı mağazaya perde almaya gittim. O bahaneyle de ne zamandır evime davet ettiğim arkadaşımı perde bahanesiyle getirmiş bulundum. Konuşacak o kadar çok şeyimiz vardı ki. Bi ara ya sen hala boşanmadın mı, ne oldu o iş diye sordu? Mahkeme uzadı cevabını verince... Hadii ya bilseydim daha önce söylerdim bunu dedi. Senin bu kocan var ya yanında annesiyle birlikte 45-50 yaşlarında bi turist kadınla birlikte bizim mağazaya gelip abiye elbise aldılar. Hatta ödeme konusunda bi sıkıntı çıktı da kaynanan ödedi parasını dedi. 
   Bana yapılanın aile boyu desteklenen bi adilikte olduğunu biliyordum da, işin boyutunu bu şekilde bir başkasının ağzından duymak ağırıma gitti tabii. "Ne karaktersizler işte görüyor musun, ailesi de işin içinde, kaz gelecek yerden tavuk esirgemiyorlar, para için belli, ben ilk gördüğümde turist birini öyle getirdiler sandım, senin koca kenarda dikiliyor du da, asla o kadını sevmez belli, kadın neye güveniyor da böyle rahat bunlarla takılıyor da bilmem neyle uzayan dialoğlar. Kamera kayıtlarını alabilirim diye düşünsem de bütün gece aklıma takılan hayali düşünceler oldu..  Aklımın almadığı o ya nereden geliyor bu rahatlık. Sen torununu bile görme git elin ihtiyar dul çocuklu karısını gelin diye yanında gezdir.
  Bizim aklımız ermez böyle şeylere. Sabahı sabah ettim nasıl uyudum bilmiyorum. bi ara kalkıp bloğa döküleyim dedim ama üşendim. Olsun be dedim gözle görüp işitmesende biliyordun sen bu durumu. Google + küçük bi not düştüm...
  Yaşadıklarım arada bi böyle ağırıma gitmese cidden umurumda değil, sevgi duymadığım gibi nefret bile duymuyorum ona karşı.
Sabah ola hayrola mı? gün doğmadan neler doğar mı? 
Uyandım oturdum tv karşında az biraz sövmüş bulundum. Para için değer mi? deger mi? Nasıl değer ya, nasıl? biri bi açıklasın şunu artık! diye diye. O ara başka ne yapıyordum bilmiyorum ama  kapıdan biri seslendi. Figen Tuncer'i arıyoruz. Gelen Jandarmaydı. Hemen indim bahçeye oturduk. Sanıyorum, "Çocuğunu ilk kez 9 aylıkken gören kişi çocuğuyla ilgilenmeyip bana abuk subuk konuştu diye şikayette bulunduğum için davayla ilgili bir şey söylenecek."
  Ben şikayette bulundum ama o mahkemeye gelmeyince dava 14 Eylül'e uzayarak istersen sen gelme bir daha demişlerdi. Kesin onunla alakalı. 
  Tabii ben saf saf bakarken "Kocan adam öldürdü" dedi.
 O benim kocam değil de... nasıl olmuş anlamadım dedim.
 Kazayla motorlu birinine çarpmış der demez, al işte alkollüydü tabii. Direksiyonu çok iyidir başka bi açıklaması olamaz bunun diyerek olan biteni anlattım. 
  Seni İlgilendirmiyor olabilir ama resmiyette hala eşisin istersen bir mahkemesi daha olacak git gör görüş diyince hiç düşünmeden asla gitmem dedim. Ona en çok ihtiyacım olduğu zamanda terk etti beni, görmezden geldi, yok saydı....

  Olay 3 temmuz günü oluyor. Bana bugün yani ilk duruşmadan hemen sonra yazı geliyor. 
   Beyefendi Alanya Sumer Garden diskoda içip eğlenip,  vaktiyle hiç beğenmediğim şuan kendisine yakışır nitelikteki arkadaşıyla gece 3:30 4:00 sıraları motorlu birine çarpıp kaçıyor. Sorguda arkadaşı motor bize çarptı biz kimseyi görmedik ama panikledik, motorcular bizi kovaladı derken, ölen motorlunun yanındaki diğer iki arkadaşı arabanın zikzak çizerek gittiğini motorlu arkadaşlarına yandan sürttüğünü o hızla motorun savrulduğunu belirtmiş. Kaçan Güner yakınlardaki evinden alınıyor ve 90 promil alkollü çıkıyor. Alkollü araç kullanmak zaten başlı başına suçken, kaçıyor birde yakalandığında 90 promil çıkıyor. Öncesinde ne kadar alkollüydü Allah bilir yani. Birde savunmasında her zaman söylediği gibi "ben hiç bir zaman kendimi kaybedecek kadar içmem."  Kusarak eve geldiği zamanlar dışında, kendisine alkol yüzünden "asla içmeyeceksin" diye baskı yaptığımı da hesaba katmazsak. Hayalinde ki kadın olmadığım bu noktada belliydi zaten. Çünkü o içenini buldu.
  Neyse kaza anına gelince aynı kazayı bizde yaşadık vaktinde, yarış motoruyla az gezmedik. Ölürsek birlikte ölürüz mantığıyla tabii ne zaman küçük motora bindik bi iş için. Arkadan gelen araba bize sürtüne sürtüne gidince, o motorla birlikte sürüklenmiş bende tem oto yolunun ortasına uçmuştum. Üstelik kırmızı ışık sebebiyle herkes yavaştı. Aksi taktirde zaten gelen arabalar ilk benim üstümden geçecekti. Ehliyeti olmadığı içinde suçlu bizdik ve davacı olamadık. 
  Burada bir insanın hayatı gidiyor, 50 yasında bi adam. Ailesi çocukları var belki de Allahım sabır versin inşallah böyle olmamalıydı diye üzüldüm elbette...

 Eee Kula bela gelmezmiş hak yazmadıkça, hak bela vermezmiş kul azmadıkça. Çok canım yandı çok, bir insanı yakıp gitmek ne demek anlayamaz onda o yürek yokta. Hepsine öfkeliyim. Bi insanın namusuyla gururuyla oynamak bu kadar basitmiş...
Yetmiyor mahkemede evli 1 çocuklu bayan kuaförü bilmem ne kadar maaşla sigortayla çalışan işinde gücünde bir adam gibi gösterilmeye çalışılıyor. Bir kuruş hakkı geçmediği çocuğunu orada hatırlıyor! 
  Eğlence anlayışı yüzünden o çok sevdiği Alanya'dan bile ben tiksindim. Şimdi Alanya'nın tadını çıkartsın.
Üzülmüyorum.